Maalesef tek kondansatör veya bobin ile yapılan 6dB/oktavlık filtreler olabilecek en kötü filtrelerdir. Doğrudan 90 derece faz kaymasına yol açarlar. Pratikte de sadece ucuz kabinlerde kullanılır, Pioneer vb. markalar da ev tipi kabinlerinde bunu kullanırlar. Ancak unutmayalım ki içinden tek kondansatör çıkan her filtre 6dB değildir, "kabine göre hoparlör" ürettiren markalar elbetteki hoparlör bobininin iç direnci ve endüktansını da hesaba katmaktadırlar. Bu tür filtreleri hoparlör testlerinde kullanırım, sadece tek bir hoparlörü dinleyince faz sorunu da önemli olmuyor.
Kullanabileceğimiz en makul Hi-Fi düzeyindeki filtre eğimi 12dB/oktav olanıdır. Bu durumda aynen belirtildiği gibi hoparlörün frekans bandını, alt ve üst uçlardaki düşüş eğimini bilmemiz gerekir. Hoparlörü +- kutuplarını ters bağlayarak da 180derecelik faz kayması bertaraf edilir. Bas kesimi 6 dB/oktav, orta kesimi 12 dB/oktav ve tiz kesimi 6 dB/oktav olan bir sürü hazır filtre var piyasada. Yüksek Kaldırımda bir tanesini beğenip sorduğumda falanca markanın içindeki filtrenin taklidi olduğunu söylemişlerdi, hem de böbürlenerek.
18dB/oktav da uygulaması zordur, 270 derece faz kayması yaratacağı gibi daha fazla filtre elemanı gerektirecektir. Ancak gerçekten hoparlör uyumu gerektiren yerlerde kullanılmalıdır.
24dB ise idealidir, ancak ciddi kaliteli eleman ve iyi hesaplama gerektirir. Dışarıdan bobin, kondansatör, direnç getirtmedikçe tavsiye etmem. Tanesi 50-100 TL'lik hoparlörler için ise kesinlikle değmez. Çok kaliteli bakırdan verniklenip fırınlanmış bobin yaparım yaptırırım derseniz o zaman başka ama bazen hava çekirdekli değil transformatör tarzında bobinlere ihtiyacınız olacaktır, sac kalitesi malum, boşverin derim. Ferit vb. olanlar ise sadece pro uygulamalarda olabilir. Kondansatörleri de maalesef sigara sarar gibi kendimiz saramıyoruz, piyasada da bu kalitede kondansatör yok. Extreme Audio'da, Adisa da muhtelif markala vardı, fiyatlarını sormayın.
Tüm bunlar kullanılacak hoparlörlerin fabrika değerleri mevcut olsa bile yeniden ölçülmesini gerektirir. Fabrika verileri ile gerçek çok az marka ve modelde birbirini tutar, zaten maliyeti belirleyen en önemli unsur da budur. Üretim bandından çıkan hoparlörü doğrudan alısanız belki 50 dolar, ama ölçümlenmiş hatta eşleştirilmiş ise 150-200 dolara alırsınız. Üreticinin yayınladığı veriler ile üretimden çıkan hoparlörün verileri birbirini tutacaksa, o zaman bir sürü kalite kontrol süreci devreye girer, bu sefer de 50 dolar olur 500 dolar.
Profesyonel sistemlerde aktif crossover cihazlarının ayarlanabilen faz açıları var, kabinde değişiklik yapmadan istenen faz düzeltmesi yapılabiliyor.
Bu arada chipamp için şunu söyleyebilirim, çıkış gücü örneğin 68W olan LM3886 gerçekten bu gücü verdiğinde distorsiyon duyulabilirin çok üzerine çıkar. Bu üst seviyelerde en büyük sorun hoparlörlerin aşırı sürülmesidir, sonucu da vahimdir. Dolayısı ile amfi gücünü yüksek tutmak en iyisidir. Abartısı toplam 1000W güç ile 10-20W sürmektir, her türlü bozulma minimumda kalacaktır. Gene de chip amp'ların koruma devreleri işe yarar, ancak sınırlamaları da ses yansır, güç seviyesi yeterli ise kesinlikle de çok pratiklerdir. Kişisel olarak kesinlikle transistörlü devreleri tercih etmekle birlikte bu malzemenin getirdiği kolaylıklara ve yer tasarrufuna da hayranımdır.
Sonuç olarak hoparlör kabininde bazı şeyleri gözardı etmek zorundayız, aksi takdirde oturup kalmamız gerekir. Kulağımıza hoş gelmesi önemli ancak teknik olarak da neyin kulağımıza hoş geldiğini bilmek durumundayız. Faz kayması olan, 100 Hz civarında bum bum bas veren kimi sistemler çok hoş bir seda verebilirler ama kulağımız buna alışmıştır da ondan. Düz frekans cevabı olan bir hoparlör ise kuru ve sıkıcı gelebilir, çoğu kişinin odyofil sesini beğenmemesi de bundan ileri gelir derler.
Amaç saatler boyunca yorulmadan dinleyebileceğimiz bir sistem oluşturmaktır, gerektiğinde bozulmalara izin verebiliriz ama neyi bozduğumuzu bilmemiz gerekir.
Kolay gelsin..